KATEGORİLER
Kadın Sağlığı
Erkek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Ergenlik Dönemi
Vitaminler ve Besin Destekleri
Hamilelik - Emzirme Dönemi
Hesaplayıcılar
Beslenme ve Kilo Kontrol
Hastalıklar
Göz Sağlığı
Cilt Sağlığı
Saç - Tırnak Sağlığı
Ağız - Diş Sağlığı
Ayak - Bilek - Bacak Sağlığı
Uzmanlarımız
 
    Çocuk Sağlığı     Çocuklarla İletişimde Anne Baba Etkisi     Anne-Baba Tutumu

Anne-Baba Tutumu

 
Anne-Baba Tutumu

Yetişecek tüm nesiller anne-babaların eseridir. Onun için anne-babaların çocuğa karşı tutumları ve kullandıkları disiplin yöntemleri çok önemlidir. Anne babaların kendi aralarındaki ilişkilerinin sağlıklı ve sağlıksız olması çocuğa yansımakta, kişilik gelişimini etkilemektedir. Ana-baba tutumları şiddetli reddedici tutumdan, aşırı izin verici tutuma kadar geniş bir yelpazeyi içerir. Bunların merkezinde ideal olduğu düşünülen bilinçli-demokratik ana-baba tutumudur.

Anne ve babaların çocuklarına karşı tavırlarını etkileyen başlıca faktörler şöyle sıralanabilir:

·         Toplumun kültürel değerleri: ”Genellikle Türk ailesinde çocuktan uysallık, söz dinleme, usluluk gibi özellikler beklenir.

·         Çocuklarının sayı, cinsiyet ve kişilik özelliklerinden memnun olan anne ve babalar, memnun olmayanlara oranla daha uygun tavırlara sahiptirler.

·         Anne babanın çocuğunu nasıl yetiştireceğini bilmesi, kendilerini bu konuda yeterli görmeleri anne ve babanın tutumlarında etkilidir.

 

Başlıca Anne Baba Tutumları Şunlardır;

1)     Şiddetli Reddedici Ana Baba Tutumu

Ret edilen çocuğa evdeki diğer çocuklardan farklı davranılır. Beğenilmez ve devamlı her yaptığı eleştirilir. Çocuğun eksik ve yanlış davranışları araştırılır. Çocuğa baskı yapmak için her türlü fırsat kollanır. Çocuğun iyi yönleri değil de devamlı kötü yönleri su yüzüne çıkarılır. Her türlü angarya bu çocuğa yıkılır. Bazen diğer çocuklar da bu muameleden nasiplerini almaktadırlar. Ama genel de günah keçisi olarak bir çocuk seçilir.

Bu tip anne baba davranışlarının çok farklı sebepleri vardır. Çocuk evlilik dışı, istenmeyen bir bebek olabilir. Anne baba olmaya madden ve manen hazır olmayabilirler. Çocukta bedensel ve ruhsal açıdan bir engel veya özür olabilir. Anne ya da baba çocuğa aşırı düşkünlük gösterip eşini ihmal ediyor olabilir. İhmal edildiğini düşünen eş çocuğu kendisine rakip olarak görebilir. Çocuğu kıskanabilir. Bu nedenle çocuğa karşı düşmanca davranabilir. Ayrıca çalışan bir anneyse annenin iş hayatının kesintiye uğramasına veya kariyerine engel olabilir. Bu nedenle de annenin çocuğu kabullenmesi güçleşecektir. Bazen de çocuğun aile üyelerine benzemiyor olması veya anne babanın sevmediği bir ferde benziyor olması anne babanın bu şekilde bir tutum benimsemesine neden olabilir. Ama bunlar sadece bahanedir. Hiçbir bahane çocuğu ret etme konusun da kabul edilir olamaz.

Şiddetli Reddedici Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerindeki Etkileri:

·         Şiddetli ret edici aile ortamında yetişen çocuklar yardım duygusundan uzaktır.

·         Psikopat eğilimlidirler.

·         Sinirli, agresif bir yapıları vardır.

·         Duygusal kırgınlıkları sıklıkla yaşarlar.

·         Hayvanlara ve özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı düşmanca davranırlar.

·         Sevgiye en çok muhtaç olduğu zamanlar da ret edildiği, horlandığı için çocuğun ruhu derinden yara alır.

·         Çeşitli psikolojik bozukluklara ve intihara yatkındırlar.

·         Çocuk kötü muameleye maruz kalmamak için anne ve babaya karşı edilgen ve uysaldır.

·         Hiçbir zaman kendisine ait bir güven duygusu geliştiremeyecektir.

·         İleriki dönemlerde inatçılık, hırçınlık, uyumsuzluk, çete kurma ve çetelere üye olma, yasa dışı eylemlerde bulunma, depresyon, nevrozlar ve intihar eğilimleri görülebilir.

·         Şiddetli ve aşırı bastırılmış duygular nedeniyle dengesiz bir kişilik sergileyebilmektedir.

 

2)     Kayıtsız ve Pasif Anne Baba Tutumu

Pasif ve kayıtsız ebeveyn, çocuğun davranışları karşısında "ilgisiz ve kayıtsız" davranışlar sergileyen anne babadır. Onlar için çocuğun varlığı ve yokluğu belli değildir. Bu gruba giren anne babalar hoşgörü ile boş vermeyi birbirine karıştırmaktadırlar.

Çocuk anne babayı rahatsız etmediği müddetçe, görünürde çocukla ilgili pek bir problem yoktur. Eğer çocuk anne babayı rahatsız eder ve onların yollarına çıkıp engel teşkil ederse, anne baba çocuğa karşı düşmanca bir tutum ve tavır takınır. Daha sonra ise çocuğa karşı yine kayıtsız tutum sergilerler. Anne babaların kişilik yapıları değişkendir. Rahat, sessiz, vurdumduymaz pasif oldukları gibi saldırgan da olabilirler.

Bazı anne babalarsa çocuğa karşı kayıtsız kalmanın ona ilgi ve sevgi vermemenin doğru olduğunu düşünmektedirler. (Çocuk şımarabilir. Yarın öbür gün anneyi anne babayı da baba olarak bilmez. Evde anne babanın otoritesi sarsılır.)

Yukarıda anlatılan, kayıtsız, pasif ve ilgisiz anne babaların tutumlarının çeşitli nedenleri vardır. Kısaca nedenler şunlar olabilir: Çalışma hayatının yoğun temposu nedeniyle anne babalarda oluşan aşırı yorgunluk ve çocuklara ayırabilecek zamanın çok sınırlı olması, ayrılan zamanın da etkin kullanılmayışı, çocuk bakımını annenin dışındaki büyükanne veya büyükbabanın üstlenmesi, evde bakıcının bulunması ve bunların çocuğu anne babayla paylaşmak istememeleri, çocuğun her işinin bu kişiler tarafından yapılıyor olması, çocukla paylaşımın az olması, çocuktan uzak yaşanılıyor olması, anne babalığa hazır olunmaması, anne babanın aralarındaki problemlerle uğraşırken çocuğu yok saymaları, çok fazla çocuğa sahip olunduğu için gerekli ilginin gösterilmemesi, bazı bölgelerde hala geçerli olan geleneğimiz "Büyüklerin yanında çocuk sevilmez, öpülmez, kucaklanmaz hatta çocuk ağlıyor olsa dahi büyüklerden izin alınmadığı müddetçe çocuğa bakılmaz." gibi nedenler sayılabilir. Ama hangisi çocuğunuzu kaybetmeniz için yeterli neden olabilir.

 

Kayıtsız ve Pasif Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Etkileri

·         İhmal edilmiş bir kimse olarak, ana babanın ilgisini çekmek için çoğu zaman kötü davranışlar sergilerler.

·         Çocuklar agresif, saldırgan ve suça yönelik davranışlar gösterebilirler.

·         Çocuk büyüdükçe aile ile çatışmaları artacak, aileden intikam alma yollarını arayabilir.

·         Yaşı ilerledikçe aileden uzaklaşır.

·         Anne babanın ilgiye bakıma muhtaç olduğu zamanlarda onların yanın da olmaz

·         Daha ileriki yıllarda ev ortamında bulamadığı ilgi ve sevgiyi dışarıda arar.

 

3)     Baskıcı, Otoriter, Katı ve Sıkı Anne Baba Tutumu

Katı, baskıcı ve hoşgörüsüz tutum sergileyen Anne Babalar çocuğunu, kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir yetişkin yapma çabası içindedirler.

Anne babanın gözleri sürekli bu çocukların üzerindedir. Davranışında oturuşunda, kalkışında, konuşmasında, gülmesinde, yemesinde, içmesinde kısaca çocuğun yaptığı her türlü harekette bir kusur bir yanlış arayıp dururlar.

Sürekli kusur aradıkları içinde çocuk devamlı tetiktedir. Streslidir. "Acaba yine mi hata yaptım? Yoksa yaptığım yanlış mı? Annem babam bunu duyarsa ne der?" kaygısını çocuk devamlı yaşar. Devamlı tedirgin olduğu içinde (çocuk bu durumdayken), anne baba hata bulmakta hiç de zorlanmazlar. Çocuğa sürekli kızıp, azarlarlar. Onu hor görürler. Çeşitli olumsuz özelliklerle çocuğu nitelendirirler. Hatta daha da ileri giderek "Çocuğumu eğitiyorum, terbiye ediyorum." Mantığıyla çocuğa bu tür ailelerde şiddet uygulanır. Çocuğu anlama çabasını hiç göstermezler

Baskıcı, otoriter, katı, sıkı ailenin verdiği eğitim de ceza her zaman ön plandadır. Ayrıca çocuğun işlediği suçla ceza orantılı değildir.

Çocuktan yaşının üstünde bir olgunluk beklenir. Çocuğa özgürlük kesinlikle verilmez.

Baskıcı, Otoriter, Katı ve Sıkı Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Etkileri:

·         Anne babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar.

·         Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir. Kendine güven duygusu gelişmez.

·         Duygu ve düşüncelerini içine atarak onları bastırır.

·         Çocuk ve Anne Babanı sürekli çatışma yaşadığı durumlarda kendi iç dengesini yitirebilir. Ya tümüyle çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz ya da tamamen renksiz, kişiliksiz, varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelebilir.

·         Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir.

·         Kim nereye çekerse o tarafa yönelir.

·         İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır.

·         Aşırı hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir.

·         Aşağılık duyguları gelişmiştir.

·         Suçlayan, cezalandıran, sürekli çocuğun her yaptığına karışan anne babanın çocukları kolayca ağlayan çocuklardır.

 

4)     Dengesiz, Kararsız ve Tutarsız Anne Baba Tutumu

Çocuk eğitiminde tutarsızlık çok yönlüdür. Çocuğun belli bir davranışı kimi zaman hoş görülmesi kimi zamanda aynı davranış yüzünden ceza alması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği hakkında kuşkular uyanmasına neden olur.

Anne babanın çocuğun yanında ve onun hakkında birbirlerini eleştirmeleri, birinin olumlu yaklaşımına diğerinin olumsuz tutumu veya anne ya da babadan herhangi birisinin devamlı çocuğun tarafını tutuyor olması, çocuğu koruyup kollaması sıklıkla rastladığımız eğitim yanlışları içerisinde yer almaktadır.

Unutulmamalıdır ki çocuklar çok iyi gözlemcidirler. En iyi gözlemledikleri kişilerse anne babalarıdır. Bu etkili gözlemleri sonucunda çocuk anneyi ve babayı nasıl kullanabileceğini, onlardan nasıl yararlanabileceğini çok çabuk öğrenir.

Bütün çocuklarını eşit düzeyde sevildiklerini söylemelerine rağmen kimi anne babanın bazı çocuklarını daha çok sevdikleri gözlenmektedir. Böyle durumlarda anne babalar sevdikleri çocuklara daha fazla zaman ayırır ve onları kayırırlar. Evdeki diğer kardeşler bu durumu fark ettikleri andan itibaren hem anne babaya hem de kardeşlerine karşı kıskançlık ve kin duyguları beslemeye başlarlar. Anne babanın gözündeki bu kardeşi kötülemeye çalışırlar. Amaç anne ve babadan biraz daha fazla ilgi ve sevgi koparabilmektir.

Anne ve babaların çocuklar arasındaki tutarsız ve ayırımcı davranışlarından bir başkası ise kız erkek çocuk ayrımıdır. Erkek çocuklar kız çocuklara oranla daha ayrıcalıklıdır. Bazı aileler de ise durum tam tersine olabilmektedir

Çocuğa verilen eğitim türünde de tutarsızlık görülmektedir. Anne babalar çocuklarına karşı bazen çok hoşgörülü, bazen katı, bazen demokratik bazen de vurdumduymaz davranabilmektedirler. Bu durumda çocuğun kafası oldukça karışmaktadır.

Büyük çocukların yetiştirilme tarzı ile küçük çocukların yetiştirilme tarzları arasında farklılıklar görülmektedir. İlk çocuğu yetiştirirken daha otoriter, kuralcı ve hatalı olurken, ortanca çocuklara ise biraz daha esnek davranılmakta, küçük çocuklar da ise daha sevecen ve hoş görülü olunmaktadır.
"Çocuklara boyun eğmede" anne babanın yaptığı diğer bir eğitim hatasıdır. Anne baba çocuğun eve hakim ve hükmeden kişisi olduğunu kabul etmiştirler."Aman ağlamasın. Hasta olmasın. Zaten özürlü biz onu üzmeyelim. O tek çocuğumuz onun istediğini yapmayacağız da kimin istediğini yapacağız?" gibi düşüncelerden yola çıkan anne babalar bir müddet sonra çocuğu hiçbir şekilde frenleyemez hale gelirler. Çocuk ev içinde ve evin dışında da her zaman ve her yerde kendi dediğinin olmasını ister.

Dengesiz, Kararsız ve Tutarsız Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Etkileri:

·         Çocuk hangi davranışın nerede ve ne zaman yapılmayacağını kestiremez.

·         Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez.

·         Ayrıca çocuk yaptığı davranışın doğru olup olmamasından daha çok "Ne zaman yaparsam cezadan kurtulabilirim." düşüncesiyle ilgilenir. "Her şey yap ama cezadan nasıl kurtulabileceğini bul." tekniğini geliştirir.

·         Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için sinirli, ürkek yumuşak huylu, ılımlı, söz dinleyen bir çocuk olmak ya da kendi benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı, asabi, çabuk kırılıp öfkelenen, tepkisel bir kişilik yapısı geliştirebilir.

·         Her şeyden önemlisi dengeli ve sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmek için oldukça fazla çaba harcaması gerekecektir.

 

5)     Kabul Edici, Güven Verici, Hoşgörülü ve Demokratik Anne Baba Tutumu

Anne babanın çocuğu kabulü, sevgi ve sevecenlikle ele alması, çocukla ilgilenmesi şeklinde davranışa yansımaktadır. Kabul eden anne baba, çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak, onun yeteneklerini geliştirecek ortamı çocuk için hazırlar. Kabul gören çocuk, genellikle sosyalleşmiş, işbirliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.

Anne baba birbirlerine ve çocuklarına karşı olan duygularında net ve açıktır.Aile içinde güven ve şeffaflık vardır.Aile huzurludur.Problemlerle nasıl baş edebileceklerini birlikte araştırırlar.Bu ortamda yetişen çocuğa kişilik özelliği olarak aynen yansır. Eğer aile ortamı çocuğa kendi benliğini, kimliğini, duygu ve düşüncelerini anlatma özgürlüğü veriyorsa çocuk sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Ana babanın denetimli serbest bırakması çocuğun kendisini geliştirici imkanları önüne sunması demektir. Çocuk daha yaratıcı ve daha toplumsal bir birey olarak yetişecektir. Bu tutum içersindeki ana babalar olgun insanlardır. Aileyi ilgilendiren kararlar alınırken çocuğunda fikri alınır."Daha o çocuk. Bu işten o ne anlar."Mantığı bu aileler de görülmez. Bu tür ailelerde çocukta bizimle yaşıyor. Ve alacağımız kararlarda onun da söz hakkı olmalıdır. Düşüncesi hakimdir. Aile fertlerinin hepsinin eşit söz ve oy hakkı vardır.

Çocuğun bir birey olarak ailesini sevip sayan ama bağımsız bir fert olması gerektiği inancı mevcuttur. Çocuğa sevgi ve saygı gösterilir. Çocuğun kendi düşünce ve fikirlerini (ne kadar mantıksız olursa da olsun) açıklama fırsatı verilir. Çocuk susmaya değil konuşmaya teşvik edilir.

Aile her şeyden önce çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterilir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakılır çocuğa birçok alternatif sunulur. Seçim sadece çocuğa aittir. Seçimin sonucuna katlanması da çocuğundur. Böylelikle çocuğa nasıl karar vereceği aldığı kararların sonucuna da nasıl katlanacağı öğretilir. "Karar senin kararın. Sonuçta aldığın karar, senin çünkü yaşadığın hayat sadece ve sadece sana aittir." düşüncesi ailede hakimdir. Çocuğun ailede kendine özgü bir yeri vardır. Ailenin diğer üyelerinin istek ve ihtiyaçları, denge içinde karşılanır.

Böyle bir ailede evde ve toplum da kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya yapmayacağını bilir. Ev ve toplum kuralları, çocuğa anlatır ve bizzat uygulaması yapılır. Her şeyden önce anne ve baba iyi bir modeldir. Çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmazlar. Çocuk sınırlar için de özgürdür. Sözleri dinlenir yetişkinler tarafından kendisine değer verildiği ve önemsendiği çocuk hisseder. Kendine ait bir saygı ve özgüven geliştirir.

Özellikle çocuğa şiddet ve duygusal yaptırım gücü yerine ona anlatarak ve onu ikna ederek denetlemeyi seçen anne babanın çocukları: anne babaların duygu, düşünce değer ve beklentileri hakkında sebepleri ve sonuçları konusunda bilgi sahibidirler. Çocuklar buna göre hareket ederler. Evde hangi davranışın sonucunun ne olacağı önceden belirlenmiştir.

Demokratik ailede yetişen birey, hem davranış seçiminde kendini özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından çekinmeden anne ve babasına danışabilecek onlarla fikir alış verişinde bulunabilecek durumdadır. Aile fertleri arasında açık ve net bir iletişim söz konusudur. Duygu ve düşünceler açık kalplilikle ifade edilmektedir. Problemlerde yine aynı şekilde konuşarak ve ikna edilerek çözüme ulaştırılmaya çalışılır. Çözüm ararken de demokratik yollara başvurulur.

Olumsuz aile tutumlarına örnekler:

1.     Aşırı sevgi ve gevşek eğitim:                        

Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle erişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir. Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi daima vermeye ve korumaya eğilimlidir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar.                                                  

Bazı anne-babalar otorite olmayı öğrenememişlerdir; bunlar çocuklarına gerekli sınırlamaları koyamazlar. Bir kısım anne-baba ise katı baskı altında yetişmişlerdir. Kendi yaşamadıklarını çocuklarına yaşatmak isterler ve dolaylı olarak doyum sağlamaya çalışırlar. Ne var ki, sınırların katı ve dar olması kadar iyi çizilmemesi de çocuğun gerekli rehberlikten yoksun kalmasına neden olur. Bu gibi çocuklarda başkaldırıcı ve toplumdışı davranışlar daha sık gözlenir.

 

      2.      Aşırı sevgi ve sıkı eğitim:

 

Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbir şey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri çok sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üst benliğe sahip erişkin olarak yetişir.

 

       3.     Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin:                      

Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve antisosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar.

 

      4.      Gevşek eğitim ve yetersiz sevgi:

Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir. Böyle çocuklar "saldım çayıra, mevlam kayıra” anlayışı ile yetişir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar. Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir.

 

Sağlıklı Tutum:                                                                                  

Ailenin çocuğa karşı tutumunun iki temel öğesi vardır;

1. Sevgi,

 2. Disiplin.

Kuramsal olarak en olumlu tutum, temel gereksinimleri en uygun biçimde karşılayan, kişide kendi kendisini doyurabilme yetisi geliştiren, iki temel öğeyi en sağlıklı biçimde ve oranda içinde bulunduran tutumdur.

 

Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerindeki Etkileri:

Demokratik ve güven verici bir ortam da yetişen çocuk,

·         kendine ve çevresine saygılı, sınırları bilen,

·         yaratıcı, aktif, etkin, girişken, yaratıcı ilişkiler kurabilen,

·         kendine karşı fikirlere saygı duyan,

·         kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen, atılgan, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve kendine ait fikirleri doğrultusunda hareket eden,

·         kişilik ve davranışları açısından dengeli sorumluluk duyguları gelişmiş,

·         kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı olmayan,

·         hoşgörülü, açık fikirli, anlaşılır, toplumsal ve uyumlu bir birey olarak yetişir.

 

Çocuklarınızı saygılı yapmak için:

Ona karşı daima güler yüzlü olun. Küçük kabahatlerini cezalandırmayın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin.

Çocuklarınızın güveninin kazanmak için:

Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın. Onların sevinçlerini paylaşın, acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın, vaadinizi yerine getirin, eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı kırıcı davranmayın.

Çocuklarınızın size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için; 

Çocukların kusurlarını suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur.(Olumlu tenkitler hariç) 

Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için; 

Onlardan yerine getirebilecekleri şeyleri isteyin. Kuru tehdit savurmayın. Çocukların kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünü mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol açar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin. Ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. 

Çocuklara insanları sevdirmek için; 

Onlara daima iyi insanlardan bahsedin. Dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden söz edin. 

Çocukları kıskanç yapmamak için; 

Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu insanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. 

Çocukların hayal ve kabus görmemeleri için; 

Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü kalpli cadıdan vs bahsetmeyin. 

Çocukların inatçı olmamaları için; 

Onların her istediğini yerine getirmeyin, çünkü böyle bir durumda istediği şeyi alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin. Eğer çocuk illa da istiyorum diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için tepinir. 

Çocuğunuzun yalancı olmaması için: 

Yalan söylemeyin. Ona sürekli yalanın kötülüğünden bahsedin, daha küçüktür diye yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa onu cezalandırmayın. Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf yalandan kurtulmak için yalan söyler. 

Çocuklarınızı amaçlı, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak için; 

Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden bahsedin. Onu hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere katın(Spor faaliyetler, Halk oyunları, satranç, resim vb.) 

Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak için; 

Yataklarını, oyuncaklarını, kitaplarını ve düzelttiklerinde tebrik edin ve onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın, mutluluğun sadece parada ve zenginlikte olmadığını canlı bir örnekle anlatın. 

Çocukların cimri olmamaları için; 

Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri ve yardıma muhtaç olanları koruyun, kollayın. Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet duygusunun gelişmesine yol açacaktır. 

Çocukların sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürmeleri için; 

Çocuklarınızın üstüne çok titremeyin. Temiz havadan, kırdan, güneşten istifade ettirin. Vücudunu ilaca alıştırmayın. Yemeğini düzenli yemesi için (mümkün olduğunca) yemek saatleri dışında yemek yemesine müsaade etmeyin. 

EĞER;

·         Bir çocuk, düşman bir çevrede yaşarsa, kavga etmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk korku içinde yaşarsa, korkmayı öğrenir. 

·         Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa, nefret etmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa, o da takdir etmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk sevgi içinde yaşarsa, sevmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk kendine değer veren bir çevrede yaşarsa, bir gayesi olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk dürüst muamele görürse, adaletin ne olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk doğruluk içinde yaşarsa, hakikatin ne olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk daima dostluk, güler yüz anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa, dünyanın içinde yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir. 

·         Kısaca, çocuk yaşadığı çevreyi örnek almayı öğrenir. 

·         Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa, o da takdir etmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk sevgi içinde yaşarsa, sevmeyi öğrenir. 

·         Bir çocuk kendine değer veren bir çevrede yaşarsa, bir gayesi olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk dürüst muamele görürse, adaletin ne olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk doğruluk içinde yaşarsa, hakikatin ne olduğunu öğrenir. 

·         Bir çocuk daima dostluk, güler yüz anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa, dünyanın içinde yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir. 

·         Kısaca, çocuk yaşadığı çevreyi örnek almayı öğrenir.

 

 

 

gata.edu.tr

Yazdır

 
 
Bu alanda internette en çok aranan konular:
 çocuk hastalıkları   çocuk diş sağlığı   ana sağlığı   ana çocuk sağlığı    ana çocuk sağlığı    anne sağlığı   anne çocuk sağlığı   anne çocuk   ana sağlığı   çocuk sağlığı merkezi   çocuk ruh sağlığı   çocuk diş sağlığı
   anne sevgisi   baba sevgisi   çocuk ve anne   çocuk ve baba   çocuk ve sevgi   çocuk ve şefkat   çocukta anne   çocukta baba
   çocuklarla iletişim   babayla iletişim   anneyle iletişim   anne ve babanın çocuklarda etkisi   anne ve baba   anne babayla iletişim
 
 
 Üye Girişi
E-Mail :
Şifre :
Üye değilseniz lütfen üye olmak için tıklayınız
Şifremi Unuttum
Aktivasyon Mailim Gelmedi



 E - Mail Grubu
E-Posta

Ailenizde en sık görülen hastalık hangisidir?
 

kanser

 

kalp hastalıkları

 

astım

 

psikolojik rahatsızlıklar

 

böbrek yetmezliği

 
İhtiyaç Listeleri
Doğum Çantası
Seyahat Listesi

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu gelişen hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar; sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.
   
 
  E-Ticaret Sitesi ve Web Sitesi Tasarımı | Webpaketi.com