KATEGORİLER
Kadın Sağlığı
Erkek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Ergenlik Dönemi
Vitaminler ve Besin Destekleri
Hamilelik - Emzirme Dönemi
Hesaplayıcılar
Beslenme ve Kilo Kontrol
Hastalıklar
Göz Sağlığı
Cilt Sağlığı
Saç - Tırnak Sağlığı
Ağız - Diş Sağlığı
Ayak - Bilek - Bacak Sağlığı
Uzmanlarımız
 
    Çocuk Sağlığı     Çocuk Hastalıkları     Nezle-Grip-Öksürük-Ateş

Nezle-Grip-Öksürük-Ateş

 

Nezle

 Nezle, virüslerin sebep olduğu ve acil tedavi gerektirmeyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle "rhinovirüsler" adı verilen bir virüs türü nezle yapmaktadır.

 
Havadan solunarak alınan rhinovirüsler burun mukozasına tutunurlar. Bağışıklık sistemi devreye girerek virüsü vücuttan uzaklaştırmaya çalışır. Virüsleri atma çabasıyla burun akması, hapşırma ve ateş gibi tepkilere neden olur. Vücut virüsten kurtulunca bu reaksiyonlar sona erer.

 
Toplumda grip ile nezle tabirleri eşanlamlıymış gibi kullanılmaktadır. Oysa bunlar farklı hastalıklardır. Nezle virüslerle meydana gelen bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan ve sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Salgınlar yapar ve yatağa düşürür. Nezle veya grip için hiçbir bir antibiyotiği kullanmaya gerek yoktur.

 
Nezle Semptomları:

1. Erken dönemde boğazda kaşıntı hissi ve sık hapşırma

2. Burun tıkanıklığı, burun akması

3. Balgamsız öksürük. Bu öksürük özellikle geceleri artar.

4. Hafif ateş. İlk iki gün yüksektir.

5. İştahsızlık.

6. Hafif ishal.

7. Huzursuzluk.


Tedavisi:


- Bol sıvı gıda alınmalıdır.

- Hastalığı yaymamak için başka kimselerden uzak durulmalıdır.

- Aşırı giyinmekten kaçınılmalıdır.

- Sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır.

- Burun tıkanıklığını gidermek için burun açıcı spreyler (dekonjestanlar) kullanılır.

- Ağrı ve ateş için ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır.

Aşağıdakilerden herhangi biri varsa vakit kaybetmeden hekime başvurunuz.

·         Ateşiniz 38.5'nin üstündeyse

·         Nefes darlığınız varsa

·         Yeşil veya sarı renkte balgam çıkıyorsa

·         Nezle 14 günde geçmediyse.

  

Grip:

Grip, aniden başlayan bulgular ile kendini gösterir. Kişi kendini çok iyi hissederken bir anda hastalanır.

 

Grip belirtilerini sıralarsak:

·     38 - 39°C civarında ateş

·     Baş ağrısı

·     Vücutta genel ağrı (özellikle sırt, kol, bacaklarda olmak üzere)

·     Birden başlayan ve 2-3 hafta süren yorgunluk

·     Genellikle kuru öksürük 

·     Bazen burun tıkanıklığı, hapşırma ve boğaz ağrısı

·     Üşüme, titreme, terleme

·     İştah kaybı

 

Grip Olunca Neler Yapılmalı?

·         Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. İstirahat ile beraber doktor tavsiyesi ile alınacak ilaçlar, hastalığın hafif atlatılmasını sağlayabilir.

·         Hastalık süresince sıvı alımı çok önemlidir. Bu nedenle su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tavsiye edilir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine yardım eder.

·         Ayrıca suda eritilerek hazırlanan anti-gribal ilaçlar sıvı alımını arttırdığı ve hızlı etki gösterdiği için kullanmaya uygundur.

·         Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır.

·         Yatarken başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.

·         Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.

·         Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.

·         Antibiyotik türü ilaçlar, viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi ile kullanılabilir. Antibiyotiklerin yanlış kullanımı istenmeyen sonuçları beraberinde getirebilir.

·         Grip sırasında ASA (aspirin,vb) kullanılmamalıdır. Özellikle çocuklarda bu konu çok önemlidir.

·         Anti-gribal ilaçlar gribe bağlı görülen yakınma ve belirtileri ortadan kaldırır.


Tedavi Yöntemleri

Grip ve soğuk algınlığı ile ilgili semptomları azaltıcı tedaviler aslında basit ve etkilidir. Bu yöntemler hekim veya eczacıya danışarak uygulandığında ve önerilen ilaçlar aksatılmadan kullanıldığında çok iyi sonuçlar vermektedir.

 
Nezle, soğuk algınlığı ve gripte belirtiler giderilerek hastanın rahatlaması sağlanmaya çalışılır. Bazı ilaçlar birden fazla etken madde içermektedirler. Ateş, ağrı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük ve halsizlik gibi belirtiler için, bu belirtileri gidermede kullanılan etken maddeleri içeren kombine ilaçları tercih etmek önem taşır.

 
Tedavilerde özellikle “ideal kombinasyon” sağlayan 3 maddeden söz edilebilir. Bunlar:


Parasetamol:

Bu madde özelliğinde ağrıyı kesmek, ateş düşürücü özellik göstermek ve vücut kırgınlığının giderilmesine yardımcı olmak vardır. Hafif ve orta dereceli ateşlerin düşürülmesi için tüm dünyada 124 yıldır parasetamol güvenle kullanılmaktadır.


Klorfeniramin:

Burun akıntısı önler.


Psödoefedrin:

Burun tıkanıklığını ve sinüs konjesyonunu giderir.

Bu maddeleri içeren preparatlar hekim veya eczacı tavsiyesi ile alınabilir. Bu etken maddeler ile beraber kodein, kafein, ibuprofenden de bahsetmek mümkündür ve bazı durumlarda etkili tedavi edici özellik taşıyabilirler. Elbette, ilaç tedavisinin yanı sıra istirahat ve bol sıvı alımı nezle, grip ve soğuk algınlığı gibi durumlarda çok önemlidir ve hastalığın hızla iyileşmesinde önemli rol oynar.

 


Soğuk Algınlığı:

Soğuk algınlığı virütik yani virüslerin sebep olduğu bir hastalıktır. 200'den farklı virüs soğuk algınlığına yol açabilir. Soğuk algınlığı genellikler buruna odaklanır. Rhinovirusler, burun virüsleri olarak da bilinen ve en sık rastlanan sebeplerdir. Bu arada influenza(grip) virüslerinin de, soğuk algınlığının genel sebepleri olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir.

 
Soğuk algınlığının en sık rastlanan üç semptomu (belirtisi) ise

·         Boğaz ağrısı

·         Hapşırma

·         Burun akıntısı

Boğazın tahriş olması da genelde rastlanan bir durumdur. Yetişkinler ve çocuklar genellikle hastalık esnasında fazla ateşlenmezken; bebeklerde ve yaşlılarda yüksek ateş de görülebilir.

 
Suçlu olan virüse göre değişmekle birlikte, baş ağrısı, öksürme, gözlerde yanma hissi, kas ağrıları ve iştahsızlık da soğuk algınlığında görülebilir. Ancak soğuk algınlığında genel semptomların burunda toplandığının altını çizmek gerekmektedir.

 
Soğuk algınlığına yakalandığımızda belirtilerin ortaya çıkması 1 ile 5 gün sürer. Genellikle burunda ve genizdeki kaşıntı ilk belirtidir, bunu saatler süren hapşırma ve burun akıntısı izler.

 
1 ila 3 gün içerisinde, burun salgıları kalınlaşır ve renk değiştirir, bu soğuk algınlığının normal bir aşamasıdır ve antibiyotik kullanımını gerektirmez. Bu aşama da çocukların kulak zarları tıkanabilirken, kulak arkasında sıvı birikmesi de görülmektedir. Soğuk algınlığı yaklaşık olarak 1 haftada düzelirken, öksürük gibi bazı diğer semptomların düzelmesi içinse bir hafta daha gerekebilir.

 
Soğuk algınlığı geçirirken, burun akıntısı virüslerin bolca bulunduğu bir ortamdır. Bu sebeple hapşırmak, sümkürmek ve burnumuzu silmek, virüsü yaymamıza neden olan eylemlerdir. Öksürmek, konuşmak, ağzımızın sulanması ise hastalığın yayılmasının daha farklı yollarıdır. Virüsü, nefes alırken veya hastalığın bulaştığı maddelere temas etmek yoluyla alabiliriz.

 Soğuk algınlığı en yaygın ve bulaşıcı hastalıklardan bir tanesidir. Çocuklar yılda 3 ila 8 kere arasında soğuk algınlığı geçirirler. Hastalık en çok kış aylarında meydana gelirken, kışın fazla sert yaşanmadığı bölgelerde ise yağmurlu dönemlerde yaygınlaşır. Aileler çocuklarının geçirdiği ortalama soğuk algınlığı sayının yarısı kadar hastalık geçirirken, anneler hastalanma konusunda babalardan genellikle önde gözükmektedir.

 


Öksürük:

 Öksürük solunum yolu hastalıklarında en sık görülen belirtilerden biridir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri ya da içeride oluşan bronş salgısı, balgam, kan gibi patolojik maddeleri dışarı atmaya yönelik bir refleks biçiminde ortaya çıkar.

 

Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasından oluşur. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkmasına yol açar. Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişen bir refleks değildir. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikle gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.


Zatürree gibi bir akciğer hastalığında balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmez. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plörezideyse inatçı bir öksürük vardır. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve ruhsal gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilir.

 

Başlıca iki tip öksürük vardır:

  • Kuru öksürük: Öksürük sesi yalnızca ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Hasta balgam çıkarmaz.

          Bu tip öksürük genellikle şu durumlarda görülür:

 

           1)Balgam oluşturmayan -gırtlak, soluk borusu ve bronş İltihaplarında;


           2) Plörezi gibi akciğer zan hastalıklarında.


             Veremin başlangıç döneminde görülen “kesik öksürük” de bir tür kuru öksürüktür.

  • Balgamlı öksürük: Ses tellerinin gerilmesiyle ortaya çıkan sese balgam parçacıklarının solunum yolları boyunca hareketiyle oluşan sesler de eklenir. Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman vardır, ama hastanın küçük çocuk, yaşlı vb olması gibi durumlarda öksürükle dışarı çıkarılamaz, yutularak mideye gider.

Bunların dışında nöbet halinde ya da kuru, kısık öksürük gibi değişik öksürük çeşitleri vardır:

  • Nöbet halinde öksürük:


Derin ve gürültülü bir soluk almayla kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden oîuşur. Tipik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozasının zedelendiği durumlarda ya da solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da ortaya çıkabilir.

  • Havlar gibi öksürük:


Kuru, bazen hırıltıdır. Hastanın sesi kısıktır. Larenjit, difteri vb hastalıklara bağlı ses telleri iltihabında, özellikle de küçük çocuklarda akut gırtlak-soluk borusu-bronş iltihabında görülür.

  • İki tonlu öksürük: Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkar. Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü daha aşağıda, soluk borusu ve bronşlarda oluşur.
  • Kuru, kısık öksürük: Yüksek sesli bir öksürük değildir, ama çok rahatsızlık verir. Gırtlakta tümör ya da verem gibi ses tellerinin ağır lezyonlarında görülür.

 

 

Yazdır

 
 
Bu alanda internette en çok aranan konular:
 çocuk hastalıkları   çocuk diş sağlığı   ana sağlığı   ana çocuk sağlığı    ana çocuk sağlığı    anne sağlığı   anne çocuk sağlığı   anne çocuk   ana sağlığı   çocuk sağlığı merkezi   çocuk ruh sağlığı   çocuk diş sağlığı
   çocuk sağlığı
çocuk hatalıkları uzmanı
çocuk hastanesi
çocuk hastalıkları hastanesi
çocuk hastalıkları dergisi
bulaşıcı çocuk hastalıkları
bebek hastalıları
 
 
 Üye Girişi
E-Mail :
Şifre :
Üye değilseniz lütfen üye olmak için tıklayınız
Şifremi Unuttum
Aktivasyon Mailim Gelmedi



 E - Mail Grubu
E-Posta

Ailenizde en sık görülen hastalık hangisidir?
 

kanser

 

kalp hastalıkları

 

astım

 

psikolojik rahatsızlıklar

 

böbrek yetmezliği

 
İhtiyaç Listeleri
Doğum Çantası
Seyahat Listesi

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu gelişen hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar; sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.
   
 
  E-Ticaret Sitesi ve Web Sitesi Tasarımı | Webpaketi.com