KATEGORİLER
Kadın Sağlığı
Erkek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Ergenlik Dönemi
Vitaminler ve Besin Destekleri
Hamilelik - Emzirme Dönemi
Hesaplayıcılar
Beslenme ve Kilo Kontrol
Hastalıklar
Göz Sağlığı
Cilt Sağlığı
Saç - Tırnak Sağlığı
Ağız - Diş Sağlığı
Ayak - Bilek - Bacak Sağlığı
Uzmanlarımız
 
    1013

Zatürre

Halk arasında "zatürre" olarak bilinen pnömokok enfeksiyonları, özellikle risk grubu hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir akciğer hastalığıdır.

Streptokokus pnömoni bakterisinin neden olduğu pnömoni (pnömokok pnömonisi), küçük çocuklarda, ileri yaştakilerde ve hali hazırda kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir.

 

• 39 dereceyi geçen ateş

• öksürük

• çoğu zaman pas renginde olan koyu kıvamlı balgam

hastalığın başlıca belirtileridir.

 

Hastalık bazen genç erişkinlerde şiddetli bir titremenin ardından ateş yükselmesiyle birlikte aniden başlayabilir.

Buna karşılık yaşlılarda son derece sinsi bir şekilde başlayabilir ve zatürre izlenimi vermeyebilir. Çok yaşlı hastalarda öksürük pek az olabilir, hiç balgam çıkmayabilir ve ateş de yükselmeyebilir. Ancak hasta yorgun görünür ya da bilinci bulanıklaşır. Vücut ısısı düşer ve şok tablosu ortaya çıkabilir.

Zatürre olan hastalar tipik olarak grimsi renktedir, kaygılı görünürler ve ateş genellikle 39 derecenin üzerindedir.

Zatürreye neden olan bakteriler, aynı zamanda kan ile tüm vücuda yayılarak bakteriyemi adı verilen tablo ve beyin zarında da menenjit gibi ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler. Bu bakteriler zatürreye neden olduklarında, her 20 vakadan biri ölümle sonuçlanmaktadır. Aynı şekilde her 10 bakteriyemi vakasından 3'ü ölümle sonuçlanmaktadır.

 

Zatürreye neden olan Streptokokus pnömoni (pnömokoklar), üst solunum yollarında normal florayla birlikte hastalığa neden olmadan barınabilen bir bakteridir. Bu durumda, bu bakteriyi taşıyan kişi diğer insanlara bulaştırma ve bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir durumda hastalanabilme riskine sahiptir.

 

Pnömokoklar kişiden kişiye, bir iki metrelik mesafelerden yakın temas sonucu bulaşırlar. Bakteriler, tek başına ya da solunum damlacıklarıyla birlikte solunum yolundan vücuda girerler ve nazofarinkste (burun ve ağız boşluklarının birleştiği yer) bakteri kolonileri oluştururlar.

Bakteri genellikle aile içinde, özellikle küçük çocuklar ve okul çoçukları arasında yayılma eğilimindedir. Hastalığın yayılması çoğu zaman viral üst solunum yolları enfeksiyonları ile birlikte olur. Bu enfeksiyonlar sonrasında, vücudun savunma sistemi zayıflayarak pnömokokların daha kolay bir şekilde hastalık oluşturabilmesine zemin hazırlar.

 

Pnömokok enfeksiyonu grip kadar bulaşıcı olmamakla birlikte insanların kalabalık şekilde bir arada yaşadığı yerlerde, askeri kamplarda, tutukevlerinde ve yatılı okullarda zatürre salgınları görülebilir.

Hastanın şikayetleri ve yapılacak fiziki muayene sonrası büyük ölçüde tanı konur. Doktor, akciğerleri dinlediğinde, solunumun anormal olduğunu anlar. Solunum sırasındaki ses değişmiştir. Bunun dışında akciğerin filminin çekilmesi tanı için önemlidir. Ayrıca, yapılacak kan sayımı, kanda bakterinin araştırılması, bazı testler kesin tanı konmasını sağlar.

 

Zatürrenin tedavisi hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Hastalığın hafif seyrettiği hastalarda antibiyotik kullanımı ve balgam yumuşatıcılarla hem hastalık tedavi edilir, hem de hasta rahatlar. İlaçlar, enjeksiyon yoluyla ya da ağızdan verilerek uygulanır. 2-3 gün sonra yapılacak kontrollerle hastalığın seyri hakkında bilgi elde edilir.

 

Hastalığın ağır seyrettiği durumlarda, kişinin hastaneye yatırılması gerekir. Yaklaşık 10 gün süren bir tedavi uygulanır. Hastanın durumuna göre bu tedavinin süresi uzatılır ya da kısaltılır. Gerekirse oksijen desteği ile hastanın solunumu kolaylaştırılır. Damardan antibiyotik ya da sıvı verilir.

Zatüre hastalığı ölüme yol açan tehlike bir hastalık olduğundan bu hastalığın tedavisi kadar zatürreden korunmak da çok önemlidir. Yapılan aşıyla hastalığa, neden olan mikroplara karşı bağışıklık kazanılır. Bu bağışıklı yıllar sürebilir. 5-6 yıl sonra aşının tekrarlanmasında fayda vardır. Bebek doğduktan iki ay sonra uygulanabilir.

 

Özellikle risk grubundaki kalp hastaları, alkol ve sigara kullananlar, şeker hastaları, bazı kalp hastalıkları olanlar, 60 yaşın üzerindeki kişiler için uygulanmalıdır. Bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda da mutlaka uygulanmalıdır. Bu kişilerin hastalığa yakalanması kolaydır. Özellikle HIV virüsünü taşıyanlar ve AİDS'li kişilerin aşı olması gerekir.

Yukarıda belirttiğimiz risk faktörlerine sahip olan kişilerin aşı olması, hastalığa yakalanma ihtimalini oldukça azaltır. Aşıdan başka, bu risk faktörlerinin de ortadan kaldırılması koruyucu bir tedbir olarak düşünülebilir.
 
 
Yazdır

 
 
Bu alanda internette en çok aranan konular:
 çocuk hastalıkları   çocuk diş sağlığı   ana sağlığı   ana çocuk sağlığı    ana çocuk sağlığı    anne sağlığı   anne çocuk sağlığı   anne çocuk   ana sağlığı   çocuk sağlığı merkezi   çocuk ruh sağlığı   çocuk diş sağlığı
   çocuk sağlığı
çocuk hatalıkları uzmanı
çocuk hastanesi
çocuk hastalıkları hastanesi
çocuk hastalıkları dergisi
bulaşıcı çocuk hastalıkları
bebek hastalıları
 
 
 Üye Girişi
E-Mail :
Şifre :
Üye değilseniz lütfen üye olmak için tıklayınız
Şifremi Unuttum
Aktivasyon Mailim Gelmedi



 E - Mail Grubu
E-Posta

Ailenizde en sık görülen hastalık hangisidir?
 

kanser

 

kalp hastalıkları

 

astım

 

psikolojik rahatsızlıklar

 

böbrek yetmezliği

 
İhtiyaç Listeleri
Doğum Çantası
Seyahat Listesi

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu gelişen hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar; sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.
   
 
  E-Ticaret Sitesi ve Web Sitesi Tasarımı | Webpaketi.com